Adı Yeni, Hikâyesi Eski; ‘’Gaslighting’’
- Özhan Özdemir

- 21 Oca
- 2 dakikada okunur

Bugün ilişkilerden iş hayatına, aileden siyasete kadar pek çok alanda sıkça duyduğumuz bir kelime var: gaslighting. Modern, akademik, hatta biraz da “trend” bir kavram gibi sunuluyor. Oysa bu kelimeyi kenara bırakıp yaşanan şeye baktığımızda, karşımıza hiç de yeni olmayan bir insanlık hali çıkıyor.
Bunu en çarpıcı biçimde gösteren eserlerden biri, Dostoyevski’nin 1854 yılında kaleme aldığı Stepançikovo Köyü adlı romanıdır.
Roman, küçük bir köyde geçer ama anlattığı şey büyüktür.Bir insanın, elinde hiçbir resmi güç olmadan, yalnızca ahlaki üstünlük iddiasıyla başkalarının aklını ve vicdanını nasıl teslim alabildiğini gösterir. Foma Fomiç adlı karakter bağırmaz, tehdit etmez, zor kullanmaz. Aksine sürekli “iyilik”, “doğruluk” ve “ahlak” adına konuşur. Sonuçta herkes susar. Çünkü itiraz etmek ayıptır, günahtır, nankörlüktür.
Bugün gaslighting dediğimiz şey de tam olarak burada başlar.
Gaslighting; birine doğrudan yalan söylemekten çok daha incelikli bir yöntemdir. Karşınızdakine “yanlış düşünüyorsun” demezsiniz; onun bunu kendi kendine söylemesini sağlarsınız. Hislerini küçültür, hafızasını sorgulatır, sezgilerini itibarsızlaştırırsınız. Bir süre sonra kişi şunu demeye başlar:“Belki de sorun bendedir.”
Stepançikovo Köyü’nde olan budur. İnsanlar rahatsızdır ama rahatsızlıklarını savunamazlar. Haklı olduklarını hissederler ama kelimelere dökemezler. Çünkü karşılarında sürekli “Ben senin iyiliğini istiyorum” diyen biri vardır. İşte gaslighting’in en tehlikeli tarafı da budur: Kötülük, iyi niyet kılığına bürünür.
Bu noktada şunu fark ederiz:Değişen çağlar değildir, değişen yalnızca sözcüklerdir.
Bir zamanlar buna “ahlak dersi” deniyordu.Bir dönem “terbiye”ydi.Sonra “gelenek” oldu.Bugün ise “psikolojik manipülasyon” diyoruz.
Ama mekanizma aynı kalıyor. İnsanlar korkuyla değil, suçluluk duygusuyla yönetiliyor. Fiziksel zincirler yok; zihinsel kilitler var. Kimse kapatılmıyor ama herkes kendi sesini kısmaya razı oluyor.
Belki de bu yüzden bazı romanlar eskimez. Çünkü teknoloji değişse de, insanın zayıf noktaları değişmez. Dostoyevski, yüzyıllar önce bize şunu anlatmıştır:En tehlikeli iktidar, bağıran değil; haklı görünen iktidardır.
Bugün gaslighting’i konuşurken dönüp bu romanlara bakmak bu yüzden önemlidir. Çünkü 1854 yılında yazılmışbir romanda bile, yaşadıklarımızın yeni olmadığını, sadece onlara verdiğimiz adların güncel olduğunu anlayabiliyoruz.
Geçmişte Gaslightingin adı yoktu belki, ama etkisi bugün ile aynıydı. İnsanlar, kendi gerçeğiyle değil, kendilerinde yaratılan suçluluk duygusuyla yönetiliyordu. Tıpkı bugün gibi..



Yorumlar