Göl Hâlâ Burada

Geçenlerde bir paylaşımda Narkissos’un hikâyesine rastladım.
Narsisizm kelimesinin bu hikâyeden geldiğini biliyordum ama ayrıntısını açıkçası hiç düşünmemiştim. Biraz okuyunca mesele bana yalnızca “kendini beğenmek” ten daha ilginç geldi.
Yunan mitolojisinde Narkissos, güzelliğiyle ün salmış bir gençtir. Kendisine ilgi duyanları geri çevirir, başkalarının duygularına pek aldırmaz. Derken bir gün suyun yüzeyinde kendi yansımasını görür. Ve o görüntüye âşık olur. İşin ilginç tarafı da burada başlıyor zaten.
Narkissos aslında kendisini tanıyıp sevmez. Suda gördüğü görüntüye tutulur. Yani bir bakıma kendisine değil, kendisi sandığı bir imgeye bağlanır. Belki de narsisizm meselesini ilginç yapan taraflardan biri bu.
Çünkü narsisizm deyince çoğumuzun aklına kendini çok seven, kendini herkesten üstün gören biri geliyor. Oysa mesele her zaman bu kadar basit değil. Sürekli övülme ihtiyacı duymak, her konuda haklı çıkmaya çalışmak, eleştiriye tahammül edememek, kendini durmadan anlatmak...
Bunların hepsi dışarıdan büyük bir özgüven gibi görünebilir. Ama insan kendisini gerçekten tanıyorsa, başkalarının onu sürekli onaylamasına neden bu kadar ihtiyaç duysun?
Belki de mesele tam burada.
Narkissos’un etrafında ona değer veren insanlar vardır ama o hiçbirine gerçekten yaklaşamaz. Çünkü gözü kendi görüntüsündedir. Başkasını görebilmesi için önce başını o sudan kaldırması gerekir. Bunu bugüne taşıyınca insan ister istemez başka şeyler düşünüyor.
Artık önümüzde Narkissos’un gölü yok belki ama ekranlarımız var.
Sosyal medya hesapları, beğeniler, takipçi sayıları, kusursuz görünen hayatlar, başarıların sergilendiği profiller...
İnsan hiç olmadığı kadar kendisini gösteriyor.
Belki de hiç olmadığı kadar kendisini başkalarının gözünden görmeye çalışıyor.
Mutlu olmakla mutlu görünmek arasındaki fark bazen kayboluyor. Başarılı olmakla başarılı görünmek de öyle. Güçlü olmakla güçlü görünmek de. Ve insan fark etmeden kendi görüntüsünün peşine düşebiliyor.
Narkissos’un hikâyesi bu yüzden hâlâ tanıdık geliyor bana.
Çünkü insanın kendisini sevmesiyle kendisine hayran olması aynı şey değil.
Kendini sevmek, eksiklerini de bilerek kendinle yaşayabilmek belki. Kendine hayran olmak ise yalnızca görmek istediğin taraflarını görmek. Biri insanı başkalarına yaklaştırıyor. Diğeri yalnızlaştırıyor.
Narkissos’un hikâyesi binlerce yıl önce anlatılmış.
Ama göl hala burada. Göl olarak olmasa da farklı formlarda hala burada ve biz ona bakıp oradaki yansımamıza âşık olmaya devam ediyoruz.
Sevgiyle.




Yorumlar